Şavaklar’da Şalvar Devrimi

Eskiden Şavaklı kadınların giyim kuşamı ile ilgili yaşlı bir Şavaklı teyzemizin anlattığı bir hikayeyi anlatacağım. Doğruluğunu veya olayın tam olarak hakikatini bilmiyorum ama ilginç bir durum olduğundan anlatmak istiyorum.

80‘li yaşlarda olan teyzemizin anlattığına göre onun çocukluğunda Şavak kadınlarının giyimleri farklı imiş. En önemli fark ise kadınlar şalvar yerine fistan veya benzer şeyler giyerlermiş. Şalvar pek bilinmiyormuş. Bugünkü Şavak kadınlarının vazgeçilmezi olan şalvarın nasıl bu denli yaygınlaştığını tahmin edersiniz… Şöyleki;

O yıllarda, bir Hızır mı desem? Mılla mı desem?  Anı şanı bilinmeyen bir zat peyda olmuş Şavak obalarında ve köylerinde.  Bu zat oba oba, köy köy Şavak topluluğunu geziyormuş öğütler veriyormuş.  Verdiği tavsiyelere bakılırsa Şavak topluluğundan başka toplumları da gezermiş.  İşte yine bir gün bu amca çıka gelmiş Şavak obalarından birine, elinde bir deste şalvar kumaşı ile birlikte. Toplamış Şavak kadınlarını etrafına. Bir şalvarı kendi elleriyle kadınlarımıza göstere göstere dikmiş. Bunu Toros Yörüklerinden gördüğünü söylemiş. Ondan sonra şalvar hızla yaygınlaşmaya başlamış Şavak kadınları arasında.

Ve bugün, Şavak kadınları şalvarlarından tanınırlar.  Bu devrimi gerçekleştiren yaşlı amcadan Allah razı olsun.

 

Büyüklerden Hikayeler | Şavak Obası

Posted in Araştırma-Haber, Büyüklerden | Tagged , , , | 1 Yorum

Şavaklar Hakkında Bilimsel Araştırmalar – 1

Prof. Dr. Muhtar Kutlu- Şavaklı Türkmenlerde Göçer Hayvancılık

Şavaklar hakkında etnik kökenimizle ilgili sık sık gelen sorular üzerine bir derleme yapmaya karar verdik. İçinde bizim ile ilgili ifadelerin geçtiği araştırmaların derlemesi.

Biz ısrarla bu konudan uzak durmaya, bizim için birincil dereceden ehemmiyet arz etmediğini belirtmemize rağmen, halen ısrarla böyle bir şey istendi.

Biz de öncelikle yapılanları anlatıp en son olarak bir yol haritası göstermek istiyoruz.

Muhtar Kutlu kimdir?

Bugünlerde profesör unvanıyla zikredilen eski Gazi Üniversitesi araştırma görevlisi, bugünlerde Ankara Üniversitesi’nde.Isparta’lı bir araştırmacıdır.

Doğu Anadolu göçer aşiretleri hakkında birçok araştırma yapmıştır. Özellikle Elazığ Bölgesi yerel kimliklerini incelemiştir.

Aslen bir batı ilinden olan bir araştırma görevlisinin bizim hakkımızda bir şeyler hazırlaması bizi mutlu etmiştir.  Asıl sevindiren şey ise, bir sezon boyunca Şavak yaylalarını gezip Şavakları yerinde görüp çalışmasını yapmasıdır.

İşte gelin 80’li yıllarda yaptığı Şavaklar ile alakalı olarak çalışmalarından yalnızca birisi olan ‘Şavaklı Türkmenlerde Göçer Hayvancılık’ isimli çalışmasını irdeleyelim.

Çalışmasının içeriği;

Yıllar önce Şavaklar hakkında yaptığı çalışmayı duyunca bir hayli heyecanlanmıştım. Daha doğrusu yaptığı çalışmaya koyduğu isimdi beni heyecanlandıran. Henüz internet üzerinden temin edilmesi mümkün olmadığı bir vakitte Beyoğlu’nun eski bir sahafçısında bulabildim çalışmayı.

Belki beklediğim bir içerik yoktu ama içerisinde başka çok güzel şeyler vardı. Mesela saha çalışmaları esnasında çektiği fotoğraflar, dönemin Şavak oba düzeni, giyim kuşamı hakkında fikirler veriyor.

Yine aynı şekilde çalışmanın içeriğinde çok önemli folklorik saptamalar vardır ki tespiti taktire şayandır.

Ama bir husus vardır ki, değerli yazarımız kitabın isminde öne sürdüğü iddiaya yönelik hiçbir doğrulayıcı tespit bulamamıştır.

Çalışmanın arka planı;

Biz bu hatasından dolayı çalışmayı külliyen kerih görecek değiliz lakin bazı şeyleri anlamamız lazım. Tam da bu yazıyı yazmaya başlayacağım vakit NTV’de Oğuz Hakseverin konuğu olan İstanbul Şehir Üniversitesi öğretim üyesi Ferhat Kentel’in açıklamalarını dinledim. Tam olarak da bu konudan bahsediyordu.

Kentel’in anlattığına göre 80’li yıllarda üniversitelere sık sık ‘Kürtlerin Türk olduğuna dair araştırma yapılsın’ diye tamim gelirmiş.  Ve bu yönde araştırma yapmanın araştırmacı kesime devletin olanaklarından nasıl yararlar sağlandığından bahsetti.

Aksi yönde yapılan çalışmaların durumunu anlatmaya gerek yoktur sanırım.

İşte tam da böyle bir dönemde aşiretimiz ile ilgili de birçok çalışma yapılmıştır. Profesör rütbesine erişmiş olan(!) Dr. Muhtar Kutlu da bu araştırmacılardandır.

Kendisi hakkında olumlu tespitlerimizi yukarıda sıralamıştık. Biraz da eleştirelim. Çalışması esnasında aylarca Şavaklar içinde kalmış birinin Şavaklılar’ın farklı bir dil konuştuklarının farkına varmaması büyük bir talihsizliktir. Veya şöyledir; Muhtar kutlu yalnızca görmek istediklerini görmüştür. Ve ödülünü almıştır.

En son olarak şunu diyelim; Muhtar Kutlu’nun çalışması kitabın isminin değiştirilmesi şartıyla aşiretimiz hakkında çok güzel bir çalışma olabilir.

Ö. Dogan |Şavak Obası

Posted in Araştırma-Haber | Tagged , , , | Yorum yapın

Şavak Köylerinde Seçim Sonuçları

Sınsor:    Akp – 73  Chp- 149  Ferhat Tunç – 11

Komer:   Akp-199   Chp-6       Ferhat Tunç-1

Doxuk:    Akp – 8    Chp- 62    Ferhat Tunç –24

Noranig:  AKP -131  CHP- 9    Ferhat Tunç-1

Devdrec: Akp –7       Chp–111   Ferhat Tunç –4

(köy listeleri tamamlanacak)

Şavak ilçelerinde ise durum şöyle oldu:

Çemişgezek: Akp – 2178     Chp- 1574    Mhp – 367   Ferhat Tunç – 198

Pertek:          Akp-  1460      Chp – 3669     Ferhat Tunç – 1280    Mhp – 187

Posted in Araştırma-Haber | Tagged , , | Yorum yapın

Son Mevsim Şavaklar (Belgeselin Tamamı)

Demsala Dawi – Son Mevsim Şavaklar Belgeseli

Filmi buradan izleyebilirsiniz;

Bölüm 1:

Bölüm 2:

Bölüm 3:

Continue reading

Posted in Araştırma-Haber, Filmler | Tagged , , , | 1 Yorum

Murat Özçelik; Yeni Bir Şavaklı Yönetmen

Son dönemlerde sinema sektörüne gerek konu olarak gerekse bu konuları sanatsal eser olarak sunan yönetmenler vermeye başladık.

Hepimizin bildiği Şavaklı yönetmenimiz Kazım Öz’den sonra bir diğer Şavaklı yönetmenimiz de Kurmeş köyünden çıktı.

Murat Özçelik, daha önce biri Şavak yayla hayatı ile ilgili olmak üzere iki tane kısa metrajlı film çekmişti. Şimdi ise İstanbul Kültür Sanat Festivali kapsamında da henüz gösteriliyor olan uzun metraj belgesel filmi ‘Ölücanlar’ı çekti. Bu belgesel filmde, değerli hemşehrimiz kendisi de bir süre kaldığı Ulucanlar cezaevinde 1999 yılında meydana gelen olayları işliyor. Filmin galasını da Şavak köyü Kurmeş’te kendi köylüleri ile birlikte yapmayı tercih etmişti.

Yönetmenimizin filmi 13 Nisan Çarşamba günü Pera Müzesinde festival kapsamında gösterilecektir. İlgilenenlerin gitmesini tavsiye ediyoruz.

Daha önceleri de bahzettiğimiz gibi Şavaklılar hakkında geçen birkaç yıl içinde aynı anda iki film çekildi; Demsala Dawi ve Berthiz. Bu filmlerden biri genel olarak Şavak yaşam döngüsü üzerinden bir betimlemeye çalışırken, diğeri Şavak toplumunda çocuklara odaklanıyor.

Şavak toplumunun zengin kültürel birikimi ile daha çok konuya malzeme olacağını düşünüyoruz.

Ömer Dgn |Şavak Obası

Posted in Araştırma-Haber | Tagged , , , | Yorum yapın

Nihayet ‘Şavaklar Derneği’ Kuruluyor

100 binden fazla nüfusuyla ülkemizin hatırı sayılır büyüklükte bir aşireti, aşiretten öte dili ve kültürüyle bir nevi etnik grubu olan Şavaklar, nihayet derneklerine kavuşuyorlar.

Genel merkezi Elazığ olacak olan derneğin kuruluş işlemleri tamamlandı. Açılışı da geçen hafta aşiretin üyelerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Dernek bürosu Elazığ İzzetpaşa Camii arkasında çay ocaklarının bulunduğu sokaktadır.

Şavaklıların Erzincan ve İstanbul’da da yoğunlaşmış olarak yaşadıklarını göz önüne alırsak, ilerleyen zamanlarda buralarda da derneğin şubelerinin açılmasını ümit ediyoruz.

Kurulan dernek hakkında şimdilik iyimser olmaya çalışıyoruz. Lakin akıbetinin ‘Şavak Bülteni’ dergisine benzemesinden endişe ediyoruz.  Kapaklarına Şavaklılar ile ilgili resim koyup biz Şavaklıları heyecanlandırmalarına rağmen içerik olarak tamamen asimilasyon amacıyla kurulduklarını belli ediyorlardı. İlginçtir halkın ile ilgili bir çalışma yapıyorsun tek nebze olsun halkının dilinden bahsetmiyorsun. Olacak şey mi? Tek savundukları ‘Şavaklılar Türktür’ . Farzedelim öyle olsun, var olan şeyleri çöpe mi atacağız.

Yine de biz yeni bir başlangıç olduğu için güzel şeyler temenni etmeye devam edelim. Ve derneğimizi tüm Şavaklara hayırlı uğurlu olmasını dileyelim.

Kalın Selametle…  Şavak Obası

Posted in Araştırma-Haber | Tagged , , , , | 2 Yorum

Has Parti’de Şavaklı Bir İlçe Başkanı

Has Parti Çekmeköy ilçe başkanlığına Sarıbalta köyünden, Şavaklı Erdem Koçoğlu getirildi.Daha önce Saadet Partisi teşkilatları içinde de yer alan Erdem Koçoğlu, Numan Kurtulmuş’un Saadet Partisinden ayrılırken yanında yer alıp kurulan yeni partide de yerini almıştır.

Uzun süredir İstanbul’da serbest ticaret üzerine işler yapan Erdem Koçoğlu, yol arkadaşı olarak ilçe teşkilatına başka Çemişgezekli hemşerilerini de aldı.

Henüz Şavaklı bir milletvekili görememiş olamanın verdiği buruklukla, bu yolda ümitlenmemizi sağlamış oldular. Yolları açık olsun.

Yeni görevinin hayırlı olmasını diliyoruz.

Posted in Araştırma-Haber | Tagged , , | 5 Yorum

Sınsorlu Çocukların Oyunu

Bir Şavak köyü olan Çemişgezek Payamdüzü(Sınsor) köyünden oyun görüntüleri.

Posted in Amatör Videolar, Müziğimiz (Denge Me) | Tagged , , , | Yorum yapın

Yelda (Şev-e Çılle) ve Çılle

İranlıların yelda  dediği, Türklerin de aynı şekilde kullandığı, Şavaklarda ise çılle (zemheri) dönemin başlangıcı olan çılle gecesi olarak tarif edilen geceyi geçenlerde idrak ettik. Toplumumuzda bu gece ile ilgili çok değişik inanışlar vardır. Bu gece ölüm gibidir.Yaradan bu gecede yer yüzüne üfler ve yer yüzü bir sonraki dirilme vakti gelene kadar cansız beklemeye başlar. Bu dönemde her şey ölüdür. Bu gecede suya öyle bir ışık düşer ki su nebatatı yeşertmez, cemet  olur.   Nebatat ve yeryüzü kendisini yenileyip yeni yıla(newroza)  hazırlık yapar bu dönemde. Bir sonraki üflemede her şey yeniden hayat kazanır. Ve döngü tekrar başlar.

Çılle dönemi iki evreden oluşur. Büyük çılle, küçük çılle. Asıl olan büyük çılledir ki 21 Aralık ta başlar, 1 Şubat ‘a kadar devam eder. İkinci çıllenin bitişi newrozdur,bahardır. Berfin çiçeği kar altından göçün başlaması için haber eder ve göçe hazırlık başlar.

Türklerde bu gece büyük ölçüde unutulmuştur. Halbuki İranda halen bu gece önemli bir etkiye sahiptir. Bu geceye özel kutlamalar ve merasimler yaparlar. İnsanlar birbirin Yelda gecesini kutlarlar. Kış mevsimi için saklanan meyveler çerezler çıkarılır. Yelda gecesinde  “Çille sofrası” kurulur. Çille sofrasına helva, peşmek, baslık, nogul (tatlıya batırılmış badem veya fıstık), karpuz, nar, kavun, armut, elma, ayva, badem, ceviz, kişmiş, nohut, patlak mısır, kavurga konur. Karpuz, sofranın gelinidir. Buna “çille karpuzu” denir.

Çille gecesinde köse oyunu oynanır. Köse bir çobandır. Ona makyaj yapılır. Sopasına zil – çan, beline tahta kılıç takılır. O kapıları dolaşıp eğlence yapıp hediye alır. Böylece çille eğlenceleri başlamış olur. Ev sahiplerine dua edilir ve ne verilir ise ona razı olunur. Veremeyen aileler için de Allah’a dua edilir. Bu arada kösenin avradını çalarlar, köse sopasıyla çevredekilere vurarak eşinin yerini öğrenmeye çalışır.

 Çillede yeni gelin ve adaklılara aileleri “çille payı” gönderirler. Çille payı, hava kararmadan gönderilmelidir ve çille payı yedi tabağa konur. Bunlara “çille tabağı” denir.

Biz Şavaklarda da son döneme kadar ulaştırılmıştır. Büyüklerimiz bu geceyi ve bu dönemi iyi hesaplarlardı ve ona göre hazırlık yaparlardı.  Bizde daha çok bu dönemin çetin şartlarına ayak uydurmak için dikkat edilir bu döneme. Mevsimsel törenler Şavak toplumunun önemli bir parçasıdır. Bu geleneklerini ta günümüze kadar getirmişler. Belki bunun sebebi yaşamları büyük ölçüde mevsim değişimlerine ve bu değişimler doğrultusunda yaptıkları göçe bağlı olduğundandır.

 Hristiyanların noeli ile yelda arasında ki benzerlikler de ayrıca dikkat çekicidir.

Hazırlayan: Ömer Doğan

Posted in Araştırma-Haber | Tagged , , , , | Yorum yapın

İstanbul’da Aynur Doğan Konseri

24 Aralık Cuma günü İstanbul Kongre Merkezinde Aynur’un konserindeydik. Aşiretimizin kızı adeta İstanbulu salladı. Konserde ünlüsü, siyasetçisi, öğrencisi, her çeşit insan vardı.

2010 İstanbul Kültür Başkenti etkinliğinin bir parçası olan konser müthişti. Büyük Harbiye salonu tıklım tıklım doluydu.

Önce bir diğer hemşehrimiz olan Erkan Oğur ile İsmail Hakkı Demircioğlu çıktılar. Anadolu’nun her yöresine ait türkülerle bizi mest ettiler. Sıra Elazığ yöresine ait ‘Mamoş’ türküsüne gelince Aynur da sahneye geldi. Üçlü birlikte bir türkü okuduktan sonra artık sahne Aynur’undu. Aynur Kürtçe bilen bilmeyen herkesi coşturdu. Ağırlıklı olarak son albümünden parçalar okuduktan ‘Keça Kurdan’ ile insanları halaya kaldırdı.

Ayrıca başta Cemil Koçgün olmak üzere tüm ekibi müthiştiler.  Parçanın birinde Cemil Koçgün de dahil oldu. Aynur’la birlikte ‘Heyder’ parçasını okudular. Koçgiri yöresininden bir sanatçı Cemil Koçgün. Aynur’a  konserlerinde eşlik ediyor. Mikail Aslanın konserlerinde de görüyoruz kendisini.

İlk defa Aynuru bir konserde izleme şansı bulduk. Konserde bir başka oluyormuş. Kasetlerinde olmayan bir güzellik vardı. Mesela arkadan gelen üflemeli çalgı bir harikaydı.

Gururlandık. Çünkü o bizim  Şavaklı Aynur…

 

Dgn-2010

Posted in Araştırma-Haber, Müziğimiz (Denge Me) | Tagged , , , , | Yorum yapın